Bu hafta sizleri ülkemizdeki köy enstitülerinin geçmişte yaptığı icraatları sizlerle paylaşmak bu konudaki gelişmeleri sizlere aktarmak istedim.

Çok uzağa gitmeye gerek yok kendimden başlamak istedim.Ailemin yaşadığı yer Torosların bir dağ köyü.9 ayrı mahalle olup ulaşım anlamında sorunları olan bir yer.Su meselesi ayrı bir sorun.1950 li yıllarda oranın insanı Osman Hocamız köyümüzünde öğretmeni.Aynı zamanda eski bir köy enstitüsü mezunu.Arıcılıktan tarıma kadar birçok bilgiyide öğrencisi ve köylüsüyle paylaşmaya açık bir eğitimci . Asıl özelliği akşamları evleri dolaşarak Ali,Veli.Ayşe ders çalışıyor mu?Verdiğim ödevleri yapmış mı diye gezen bir gezgin.Gündüz yetmiyormuş gibi birde akşamları ev gezmeleri yaparak ani baskınlar yaparak öğrencilerin durumunu gözlemleyen bir alim.Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Osman Hoca herkesin tanıdığı ve aynı zamanda korktuğu bir öğretmen.

 Düşünün o dönemde birçok insan onun ışığını alarak köyden şehire okumaya gitmiş.Hasbel kadar kimisi astsubay kimisi sağlık memuru,ziraatçı olarak bu topraklara olan borcunu ödeme gayretine girmişler.Ne güzel bir umut çiçeği olmuşlar.Yuva kurmuşlar çocuklarını okutarak bu ülkeye faydalı bir evlat yetiştirmişler.Hakları ödenmez Osman Hocam gibi öğretmenlerin.Maalesef her zaman olduğu gibi yaşarken kıymet bilmeme geleneğimiz devam etmektedir.Toprağı bol olsun Osman Hocamızın.İyi ki sizler okuyarak kendi köylerine eğitim vererek aydınlanmanın penceresi olmuşlar.Bizlerde bu sayede okuyarak bu yazıyı sizlere yazma şansını yakalamış olduk.Ne mutlu bize bu ülkenin evlatları olarak.

 Geçenlerde amcaoğlum Hasan’ın sosyal medya hesabında paylaştığı bir yazıyı sizlerle paylaşarak Özbek İncebayraktar Öğretmenimizin köy enstitüleri için yazdığı o anlamlı yazıyı size aktarmak istedim.Cumhuriyetin o yokluk döneminde ne şartlarla ne imkansızlıklarla büyük işlere imza atarak gönüllerde yer etmişler

   Duvar ördüler

   Çatı çattılar

   Yıldızlara bakarak yaz geceleri

   Harman yerlerinde yattılar.

   Kazma salladılar yorulmadan

  Kerpiç döktüler

  Kerpiç.

  Sızlanmadılar hiç.

  Yakıştı nasırlı ellerine,

  Kitap ve çekiç.

Başladı yurt harmanında imece,

Bir gece,

Karanlık inlerinden sinsice

Brütüsler çıktı ansızın,

Çektiler zehirli hançerlerini

Vurdular sırtlarından hançeri

Çıktı mağaralarından yarasalar,

Çıktı halk düşmanları

Üşüştü sülükler gibi üstümüze

Emdiler kanımızı

Doymadılar

Yıktılar umudunu Türkiye’nin

Aydınlık bir Türkiye gelir aklıma

Kalkınmış bir Türkiye gelir

Köy enstitüleri denince

Özbek İNCEBAYRAKTAR….