2 Nisan, Birleşmiş Milletler tarafından otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edilmiştir. 2 Nisan’da başlayan “Otizm Farkındalık Ayı” çerçevesinde dünyada otizmle ilgili araştırmaların teşvik edilmesi, bu konudaki farkındalığın artırılması ile erken teşhis ve tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Otizm farkındalığına oluşturmak amacıyla Yalova Özel Eğitim Anaokulu Müdür Yardımcısı Mehmet Var, Özel Eğitim Öğretmeni Yasemin Akmeşe ve Zafer Demir gazetemizin sorularını yanıtladı.

“Her otizmli çocuğun zekasıyla ilgili bir sorun var da diyemeyiz”

Özel Eğitim Öğretmeni Yasemin Akmeşe, bizlere otizmin tanımını şöyle açıkladı: “Daha çok 2 yaşından itibaren sosyal ve asosyal gelişim özellikleri olan, dikkat eksikliği, çeşitli takıntılar gibi insan ilişkileriyle ve olumsuz durumlarla ilgili genel bir hastalık. Aslında zekâ ile ilgili olduğu çok söylenemiyor. Çünkü birçok ünlü otizmli de var. Örnek olarak Einstein, Bill Gates, Elon Musk gibi. Her otizmli çocuğun zekasıyla ilgili bir sorun var da diyemeyiz. Ama daha çok takıntılı özellikler ve asosyal gelişim özellikleri diyebiliriz.” Otizmin, çocuklarda yol açtığı belirtileri aktaran Yalova Özel Eğitim Anaokulu Müdür Yardımcısı Mehmet Var, “Burada en basit göz kontağı öncelikle kuramıyor olması, en büyük akranları ile iletişimde zorluk çekiyor olması isime hitap edildiği zaman ismine yönelmemesi, birtakım basit al, ver, bak gibi komutlara tepki vermemesi, dönen nesnelere karşı aşırı ilgi, herhangi bir nesneyi elinde sürekli döndürüyor olması, sürekli aynı tür oyuncaklar ve oyunları oynaması, toplumda aileleri basitçe çocuğum acaba otizmli mi ? diye şüphe etmesine neden olan sebeplerden birkaç tanesidir bu.  Tabii daha detaylı bir tarama içinde ilgili birimler var bu konuda. Milli Eğitim’in İl Müdürlüğümüze de bağlı olmak üzere Rehberlik Araştırma Merkezlerine giderek burada daha teknik anlamda destek alınabiliyor. İlgili hastane birimiyle görüşmeler yapılabilir” şeklinde konuştu.

“Psikolojik desteğe çok ihtiyaçları olduğunu düşünüyoruz”

Ailelerin hem psikolojik hem de terapisel anlamda büyük desteğe ihtiyaç olduğunun altını çizen Akmeşe, “Aslında psikolojik desteğe çok ihtiyaçları olduğunu düşünüyoruz. Çünkü normal beklentilerin haricinde olağanüstü bir durumla karşı karşıya kalabiliyorlar iki yaşında. Gerçi bu durum annelerimizin son zamanlarda eğitim seviyelerinin de artması, bilinçli olması ve böylelikle farkındalığın artmasına neden olduğu için annelerimiz daha erken dönemde çocuklarımızı fark ediyor. Çocuğun göz teması kuramaması, çocukta istenilen düzeyde iletişim kurulamaması, konuşma gelişiminde bayağı akranlarına göre geriden bir ilerleme söz konusu. Bu tarz durumlarda anne önderliğinde hemen başvurularla teşhis ediliyor.  Ama psikolojik olarak anneye büyük bir yük düşmekte. Özellikle bizim Türk toplumumuzda anne çok önemli. Hem psikolojik olarak hem de aile ile ilgili terapisel anlamda çok büyük desteklere ihtiyaçları olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Aslında otizm yaygınlaşmadı, otizm hep vardı”

Özel Eğitim Öğretmeni Zafer Demir ise, “Otizmin yaygınlaşmasında genel bir sebep yok. Ülkelerde yayılıyor. Türkiye’de de çok fazla yayıldığı söyleniyor. Özellikle pandemi sonrasında insanlarımız bunun çok yaygınlaştığını söylüyor. Aslında otizm yaygınlaşmadı, otizm hep vardı. Fakat biz yavaş yavaş farkına varmaya başladık. Artık insanların araştırmaya başlaması, bu tür kuruluşların olması, sosyal medya da aşırı bir şekilde insanlara bu tür bilgilerin verilmesi, insanların bunun farkına varmasına neden oldu.  Ve pandemi kaynaklı da bazı çocuklarımızda özellikle 3-6 yaş arasında olan gruplardaki çocuklarımızın eğitim kurumlarına devam edemeyişinden ya da aşırı bir şekilde televizyona maruz kalmasından ötürü uyaran eksikliği dediğimiz şeyin ortaya çıktı. Aslında bu çocuklarımızın birçoğunda uyaran eksikliği var ama insanlar bunu otizmle karıştırmaya başladı. Bu yüzden herkes çocukları geç konuşmaya başladığında ya da asosyallik olduğunda acaba benim çocuğum otizmli mi? diye endişe ediyor ve bu endişeleri toplumda artık otizmli kelimesini tamamen hayatımızın içine yerleştirmesine sebep oldu” ifadelerine yer verdi. Okulda verilen eğitim hakkında bilgi veren Mehmet Var, “Otizm ’in erken fark edilmesi ve çocuğun yoğun bir eğitim içine sokulması gerekiyor. Eğitim olarak da tabii ki farklı yöntemler kullanılabiliyor. Örneğin Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir okul olarak biz de erken çocukluk ilminden tutun da birinci sınıfa gelebilecek düzeydeki tüm öğrenciler eğitim alabiliyor. Bunlar için de özel hazırlanmış programlar söz konusu. Okulumuzda bu programlar dahilinde eğitim verilmeye devam ediliyor. Bunun dışına tabii ki alternatif birtakım yöntemler de var. Örneğin hidroterapi veya yunusların kullanıldığı terapi gibi birtakım terapiler uygulanıyor. Tabi her yöntem her öğrenciye iyi gelecek gibi bir durum söz konusu değil. Denemek gerekiyor. Bir öğrencimize fayda sağlayan bir yöntem, başka bir öğrencimize çok da etki etmeyebiliyor. Burada anaokulu sınıflarında toplam 43 öğrencimiz bulunuyor. Bu öğrencilerimizden yaklaşık 27 tanesi otizmli. Diğerleri de zihin engelli dediğimiz öğrenci grubumuz eğitim görüyor. Bir diğer ilmimiz olan erken çocukluk ilminde de 12-13 tane öğrencimiz var. Bu şekilde eğitim öğretim burada devam ediyor. Yalova’da diğer yaş gruplarına otizm üzerine eğitim veren uygulama okulumuz var. Alime Paşa Özel Eğitim Uygulama Okulu. 1, 2 ve 3. Kademe yani ilkokul, ortaokul ve lise seviyesinde, otizmli öğrencilerimizin eğitim gördüğü bir diğer kurumumuz. Milli Eğitim’e bağlı bir kurum olarak bu şekilde devam ediyoruz eğitimlerimize” sözleriyle noktaladı. 

HABER / RÜMEYSA ŞAHİN

Editör: Rümeysa Şahin