Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in çağrısı ise 2 Nisan Çarşamba günü boyunca gerçekleştirilen boykot hareketine katılan vatandaşlar tüketimden gelen güçlerini hatırlatarak son yaşananlara karşı tepki gösterirken karşı tarafta bulunan AK Partililer ise bu girişimin Türk markalarına ve ekonomisine bir darbe olduğunu iddia etti. Boykot üzerinden Türkiye siyasetinde yeni bir polemik meydana gelirken Yalova’da da bu konu gündem oldu.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Yalova İl Başkanı Erdem Doğancı boykot hareketinin amaçları, boykota Türkiye genelindeki katılım ve boykotu kırmak için AK Partililerin alışveriş gerçekleştirmelerine kadar birçok konuda gazetemize çarpıcı açıklamalarda bulundu.
“Sürecin devam etmemesi için büyük çaba harcadılar!
Boykota ilişkin yanlış bir anlaşılmaya dikkat çekerek konuşmasına başlayan Başkan Doğancı, “Boykot süreci 2 Nisan'la başlamadı. Bu süreç daha öncesinde, yandaş medya ve TRT üzerinden yapılan bir boykot çağrısıyla başladı. Bu çağrı, bu kanallara reklam veren firmalar üzerinden bir boykot planlaması yapılarak desteklendi. Buradaki asıl amaç ise şuydu: Bir tarafta haksız bir uygulama devam ederken, diğer tarafta milyonlarca kişi meydanlarda sesini duyurmaya çalışıyor, haklı taleplerini dile getiriyordu. Ama bu sürecin devam etmemesi için büyük bir çaba harcanıyordu. Bir yandan milyonlarca kişi, sandıkta söz sahibi olmak istiyordu. Örneğin, Ekrem İmamoğlu'nu Cumhurbaşkanı olarak görmek isteyen birçok kişi, partisinin üyesi olmasalar da ön seçimde oy kullanmak istiyordu. Ancak diğer tarafta, bu gelişmelerin hepsi göz ardı ediliyordu ve buna karşı basın üzerinden bir boykot çağrısı yapıldı. Zamanla, bu toplumun her kesimini etkileyen bir durum haline geldi. Özellikle, genel ekonomik düzen ve bugüne kadar yapılan hatalı uygulamalar ve politikalar, toplumun tamamını etkileyen olumsuz sonuçlar doğurdu. Sonuç olarak bu durum, genel bir boykota dönüştü. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız ve milletvekillerimiz tarafından bu boykota destek çağrıları yapıldı” ifadelerini kullandı.
“Halkı kutuplaştırmak doğru değil”
Boykot çağrısının vatandaşlarca sahiplenip sahiplenilmediğine ilişkin soruyu cevaplayan Başkan Doğancı, “Şöyle ki, bir boykot çağrısına tüm vatandaşların uyması beklenemez. İnsanların temel ihtiyaçları var ve günlük tüketim ihtiyaçlarını karşılayanlar da bu çağrıya uymayacaktır. Ancak yine de bu çağrıya kulak veren ve boykota destek veren vatandaşlar oldu. Bununla birlikte, karşıt görüşlü kişiler, boykotu kırmaya yönelik alışveriş yapma çağrıları yaparak toplumu kutuplaştırmaya çalıştılar. Bu, bence en problemli kısımdı. Çünkü boykot çağrısı yapmak demokratik bir haktır, ancak bu çağrının karşısında alışverişi teşvik edici bir söylemle halkı kutuplaştırmak doğru değil. Örneğin, "Bugün alışveriş yapalım" gibi çağrılar yapmak, bu sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesine engel olur. Süreci gözlemlediğimizde, Türkiye genelinde bu boykot çağrısına kulak veren ve iktidara bir uyarı gönderen bir toplum gördük. Yalova'da da benzer bir durum yaşandı” dedi.
“Emeklinin, işçinin, öğrencinin çilesini görme fırsatı buldular”
Boykot çağrılarının ardından iktidarın alışveriş yapma hareketine ilişkin düşüncelerini paylaşan ve ironik ifadeler kullanan Başkan Doğancı, “İktidar partisinin seçilmiş temsilcilerinin vatandaşların sorunlarını dinlemesi, bu konuda bir şeyler yapmaya çalışması bizim de hoşumuza gider. Keşke bu tür çalışmaları, normal zamanlarda da yapsalardı. Esnafın, işçinin, çalışanın, emekçinin ve öğrencinin dertlerine daha fazla eğilselerdi. Şu an bu demokrasi çağrısını yapan vatandaşlarımız, bu ülkenin değerli insanlarıdır. Onların içindeki haklı isyanları var ve bu isyanları dile getirebileceği bir platform bulamadıkları için meydanlara inmişlerdir. İktidarın da sahaya inip, doğrudan vatandaştan bu sorunları duyması, belki de birinci elden bu durumu gözlemlemesi önemli bir adım olmuştur. Bir yandan da, marketlere gidip alışveriş yapan bakanlarımız ve milletvekillerimiz, en azından vatandaşın yaşadığı zorlukları, emeklinin, işçinin, öğrencinin çilesini görme fırsatı bulmuşlardır. Bu da olumlu bir gelişme. En azından kendi alışverişlerini yaparken, o fiyatlara bir göz atıp, "Bu parayla emekli nasıl geçiniyor? Asgari ücretle çalışan bir insan nasıl kira ödüyor, nasıl öğrenci okutuyor?" gibi sorularla, durumun farkına varma imkanı bulmuşlardır” diyerek açıklamalarına son verdi.